30 Haziran 2016 Perşembe

| Berkin Elvan'ın öldüğü akşam

Fotoğraf Haberleri | Berkin Elvan'ın öldüğü akşam



Yazarın Web Sitesi: Yazarın web sitesi


O gece neler yaşandı?


2013 yılından bu yana haftaiçi hergün saat 19:15'de Flash Tv Ana Haber Bülteni'ni sunuyorum. Bülten saatlerinin haricinde yüklenip body ve lensleri bu kez sokağa, sahaya, cepheye fotoğraf peşine düşüyorum. Artık kaçta biterse o saatte eve... → Buraya tıklayarak haber fotoğraflarıma ulaşabilirsiniz.

Bu güncede 11 Mart 2014 günü yani Berkin Elvan'ın tıbben öldüğünün açıklandığı gün İstiklal Caddesi üzerinde yaşananları anlatıyorum. Ne ilginç tesadüf ki, Berkin Elvan'ın polisin attığı gaz fişeğiyle başından vurulması sonucu yaşamını yitirdiği gün ben de gaz fişeğiyle ayağımdan vuruluyorum. Fişek sıyırıp geçiyor. Üstüne bir de zetciden fırça yiyorum;

"Abi niye giriyorsun araya?.."

Bu "Abi" meselesini ve Flash Tv algısını aşağıda anlatıyorum... 36 yıldır habericiyim. Ve yaptığım işin risklerinin de bilincindeyim. Bu anlamda beni bir kaç gün süründüren bu olaydan sonra da riskler aldım, fotoğraf çekmeye devam ettim. Gücüm yettiğince de devam edeceğim. Fotoğrafta yanımda gördüğünüz Ulusal Kanal kameremanı Bülent Ünal abinin de Gezi'de kafası patlamıştı. Birgün sonra baktım kocaman bir bandajla almış kamerasını omuzuna, sahada. Bizim kuşağın habere sevdalıları böyle...

"Fotoğraf o anı tarihin usuna kaydetmektir" derim sürekli, Haberci de o anı usuna kaydeder. Meslekdaşlarıma tavsiyem yaşadıklarınız usunuzda kalıp, sizinle gitmesin. Yazın bir yere. Tarafsızlığınızı yitirmeden, gerçekleri değiştirmeden yayınlayın mutlaka... Yaşanan tarihle, dayatılan tarihin farkını gelecek kuşaklar ancak böyle anlayabilir, öğrenebilir...

Sözün özü;

Unutmamalı. Ne sıyırıp geçenler, ne vurup öldürenler; unutulmamalı.



Fotoğraf: Yalçın Çakır - Berkin Elvan Öldü; Eylem, müdahale - 11 Mart 2014

Galatasaray Meydanı

11 Mart 2014 Salı günü Flash TV'de Ana Haber Bülteni'ni sunduktan sonra Galatasaray Lisesi önüne gittim. Diğer gazeteci arkadaşlar da orada. Saat 20:30 sıraları. Ortalık sakin ama çok sayıda polis ve 2 tane de TOMA (Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı) var. Cadde oldukca kalabalık.. Turistler de var gelen, geçen insanların arasında.

Tam, "artık birşey olmaz" derken İstiklal Caddesi'nin Taksim yönünden önce sloganlar ardından da gaz bombası atan tüfeğin patlama sesi yükseliyor. Nefes nefese koşarken bir yandan da gaz maskemi başıma geçiriyorum. Saniyeler içinde ortalık savaş alanına dönüyor. Sloganlar, taş, TOMA, su, gaz.

Eylem yapanların sayısı giderek artıyor. Caddenin alt ve üst yanlarındaki ara sokaklardan çıkıp sloganlar eşliğinde ileriyorlar. Polisin müdahalesi başlayınca tekrar ara sokaklara giriyorlar. Tünel yönünde de eylem ve müdahaleler var. Polis gurupların birleşmemesi için tam Galatasaray Lisesi önünde Çevik Kuvvet polislerinden barikat oluşturuyor. İngiliz Konsolosluğu önünü de kapatıyorlar.

Havada taş, madensuyu şişeleri, misket parçaları, plastik mermi, el tipi gaz bombaları ve zetci diye tanımlanan polislerin attıkları gaz bombası kapsülleri uçuyor. Daha önce ortadan kırılan ve tek tek gaz bombası kapsülü yerleştirilen tüfek kullanıyorlardı. Şimdi hem onu hem de kocaman yuvarlak tamburda onlarca gaz bombası fişeği takılı olanını kullanıyorlar. Ardı ardına patlatıyorlar.

Maskesiz soluk almak neredeyse imkansız. Ancak maskeyle de (benim maskemle) kadrajı bulmak çok zor. Hava soğuk. Koşarken maskede nefesinizden buğu oluşuyor ve hiçbirşey göremiyorsunuz. Ara ara maskeyi koluma takıp öyle çalışıyorum. Öksürmekten ciğerlerim sökülecek noktaya kadar gelince maskeyi takıp bir kenarda soluklanıyorum. Sonra yine devam.



Fotoğraf: Yalçın Çakır - Berkin Elvan Öldü; Eylem, müdahale - 11 Mart 2014

Ortalık karıştı

Polis yavaş yavaş gözlatılara başlıyor. Eylemciler de buldukları malzemelerle İstiklal Caddesi'nin üzerie barikatlar kurup ateşe veriyor. Bu durumda TOMA gelip söndürüyor alevleri ve ardından kovalamaca başlıyor. 85 mm f/1.8 lensimin parasoleyinin düştüğünü anlıyorum. Vidalı değil klipslidir, kullananlar bilir. Lensden ayrı satılır. En son koştuğum sokağa geri dönüyorum. Yerlere bakınıyorum ama bulmam imkansız.

Eylemcilerin arasında çok çeştili gruplar ya da bireysel olarak eyleme katılanlar var. Kimi eline Türk Bayrağı alıp gelmiş, kimileri Berkin Elvan'ın fotoğraflarını taşıyor. Pankart ve dövizlerle gelen çeşitli sol yapılar da var. Sprey boyalarla gelenler mağaza kepenkleri ve duvarlara Berkin Elvan'la ilgili sloganlar yazıyorlar.

Turistler ne yapacağını şaşırıyor. Çoğunluğu arap turist ve aile. Sağa sola kaçışanlar, dükkanlara sığınanlar ya da cep telefonu ve tabletleriyle görüntü kaydı yapanlar var. Aşağıdaki fotoğrafdaki yaşlı adam da almış bayrağını gelmiş durmadan sallıyor. Daha yakından görüntülemek için yanına gideceğim sırada bir TOMA basınçlı suyla tam da o noktaya yöneliyor. TOMA'nın geçmesini bekliyorum ama hepsi dağılmış. O kalabalıkta kimbilir neyere gittiler?



Fotoğraf: Yalçın Çakır - Berkin Elvan Öldü; Eylem, müdahale - 11 Mart 2014

Yaralılar var

Bir başka sokağın girişinde 3 genç yaralanan arkadaşlarını kucaklamış gazdan çıkartmaya çalışıyor. Ama nereye kaçarsanız kaçın heryer gaz bulutu. 2 kare fotoğraflarını çekebildim. Koşarak uzaklaştılar. O genç bir maddenin gelmesi sonucu mu yaralandı, gazdan etkilenerek mi fenalaştı öğrenemedim.

Bir turist ailesi bir mağazaya girmeye çalışıyor. 2 çocukları var. Biri kucaklarında diğeri bebek arabasında. Bir adam can hıraş bebek arabasını dükkana sokmaya çalışıyor. Kadın da kucağındaki bebeğin ağzını mendille kapatmış, korku dolu bakışlarla içeri girmeye çalışıyor.


Yanımızdan sloganlar atan bir grup genç koşarak geçiyor. Fotoğraflarını çekmek için kamerayı kaldırdığım anda arkamdan sanki bir kamyon çarpıyor ve yere yuvarlanıyorum. Sırtım sırılsıklam. Kafamı çevirdiğimde bir TOMA'nın su sıkarak ilerlediğini görüyorum. TOMA'dan sıkılan suyun basıncını ilk tadışım değil. Daha önce de bir kaç kez yere yuvarlanmıştım bu nedenle. Ardından sokağı polis dolduruyor. Kaçan gençleri kovalayanlardan bir tanesi ardı ardına patlatıyor gaz bombası tüfeğini, tam dibimde. Kulaklarım öyle çınlıyor ki bir kaç dakika dişlerimin dibi bile sızladı gibi geliyor bana.

Bu kez sokağın ilerisinden karanlıktan sloganlar yükseiiyor. Yerlerden sökülmüş taşlar üzerime doğru gelirken kendimi çukurdaki bir dükkanın merdivenlerine atıyorum. Sonra da havai fişeklerin ışıklarıyla aydınlanıyor ortalık. Peşinden terar polisler ileri fırlıyor...



Fotoğraf: Yalçın Çakır - Berkin Elvan Öldü; Eylem, müdahale - 11 Mart 2014

Farklı göz olabilmek...

Sahada haber kovalamak öyle bir şey ki, yaşınızı ve yorgunluğunuzu unutursunuz. Bir Tünel meydanındasınız bir Galatasaray'da. Koşarken ya da kaçarken bir de bakmışsınız Taksim Meydanı girişindesiniz. Saha tecrübesi olan haberciler tüm bu kargaşa içinde ne zaman nerede olması gerektiğini bilir. Eylemciler nerelerde toplanır, nereden çıkar, ne yöne kaçar. Taş nereden gelir, gaz bombası nereden ve ne zaman atılır tahmin eder. Buna göre de mevzilenir ve çekebileceği en iyi kareyi çekmeye çalışır.

İyi kare biraz da şansınıza kalmış. Ya da doğru zamanda doğru yerde olmakla bağlantılıdır. Ama en önemlisi, gözünüz ve algınızla ilgili. 50 tane objektifin yöneldiği noktada siz 49'undan farklısını görebiliyorsanız farklı bir kareyi de yakalarsınız. Bu noktada çok başarılı Türk haber fotoğrafcıları var. Mesela, → Bülent Kılıç'ın fotoğrafları buna çok iyi bir örnektir.

Gezi eylemleri sırasında uluslararası fotoğraf ajanslarına çalışan kadrolu ya da serbest fotomuhabirlerini çok takip ettim. Marka olmuş, dünya genelinde savaş ya da eylemlerde çok başarılı fotoğraflar çekmiş önemli isimler de Gezi'yi yakından takip edenler arasındaydı. Bizlerin göğsünü kabartan Türk meslekdaşlarımız da önemli karelere imza attılar.



Hiç gaz maskesi kullanmayan meslekdaşlarımız da var. Örneğin Ali Öz. Ali ağabey uzun ama çok uzun süre maske kullanmadı. Neredeyse her olayda gaz yemesine karşın yılmadı. Ağzına bağladığı bandanayla gözlerini sile sile çalışmaya devam etti. Ya da Özcan Yaman. O da çok uzun süre gaz maskesi kullanmadan en sert çatışmaların tam ortasında görüntü kaydı yapanlardan. Özcan Yaman benim üniversiteden de arkadaşımdır. Gezi'de bir gece yarısı benim 50 metre gerimde polisin attığı gaz fişeğiyle çenesinden vurulmuş. Birlikte Nevizade'ye ilerliyorduk. Ben polisin müdahalesinin olduğu sokağa girdim, Özcan'da arkamdaydı. Ortalık karıştı. Öbürgün suratını bandajlı görünce öğrendim çenesinden vurulduğunu. Kamerası eiinde yine sahada yine en iyi karelerin peşindeydi.

Yani saha fotoğrafçısıysanız bir yerlerinize birşeylerin kazara ya da bilerek isabet etmesi de büyük olasılık. Taş, mermi, gaz bombası fişeği, şişe, misket yaralar. Gaz boğar. Su ıslatır ve sersemletir. Ya da öldürür.



Fotoğraf: Yalçın Çakır - Berkin Elvan Öldü; Eylem, müdahale - 11 Mart 2014

A,aa... Yalçın Abiiii!..

Vakit hayli ilerledi ama ne eylemciler geri adım atıyor ne de polisin müdahalesi duruyor. İstiklal Caddesi üzerinde restore edilen binalardan birisinin güvenlik iskelesi altında sıkışıp kaldık. Geri dönüp çıkmam lazım. Çevremi kollayarak ve de iki büklüm olmuş durumda başımı koruyarak ileri fırlıyorum. Ve yapmamam gerekeni yapıyorum o anda. Caddeyle kesişen sokakların girişinden eylem sırasında geçmeyeceksiniz ya da geçerken çok dikkatli olacaksınız. Aşağıdan taş, şişe, misket, yukarıdan gaz bombası kapsülü ve plastik mermi gelebilir. Öyle de oldu. Önce bacağımda bir acı hissettim sonra da sıcaklık. Kaldırım kenarına, duvarın dibine çömeldim. Maskemi çıkarttım. Polisler koşarak aşağıya doğru ileriliyor. Genç bir poiis, zetçi. Yanıma geldi.

"Abi niye giriyorsun araya?.."

Bu "Abi" meselesi de başka bir yazı konusu. Flash TV'de yaptığım reality programlar sayesinde üzerime oturan, "Yalçın Abi..." Polislerden tanıyanlar çok... Eylemcilerden de...

"A, aaaa.. Realityci Yalçın Abi'de burada!.."

"Tülaaayyyyy.... Yalçın Abiii.... Muşşş...."

"Abi, Allah'ını seversen o konu gerçek miydi?.."

Biraz aşağılama, biraz küçümseme, biraz geyik, biraz hayranlık, biraz saygı, biraz gerçek, biraz yalan... Biraz da, "Yahu ne işi var bu herifin, burada" bakışı. Bir şekilde, bir biçimde Yalçın Abi gelip buluyor beni haber takiplerinde. Seçim meydanlarında, miting alanlarında, eylemlerde... Mutsuz muyum bundan? Hayır...

Kafalardaki Flash Tv ve Yalçın Abi algısıyla farklı bakışlar... Olsun, saygımız sonsuz. Onlar ekran ya da internetten izleyicimiz. Biz de 26 yıldır ne yaptığımızı çok iyi biliyoruz. Alnımız ak, başımız dik. Kaypak değiliz, dönek değiliz, yandaş değiliz, mış gibi yapmıyoruz, rol kesmiyoruz. Ekonomik olarak tam bağımsız, yayıncılık olarak da tarafsız bir tutarlılık içinde bu coğrafyanın tüm renkleriyle ekranlarımızda buluşuyoruz. Hepsi bu...



Fotoğraf: Yalçın Çakır - Berkin Elvan Öldü; Eylem, müdahale - 11 Mart 2014

Hamama giren terler!..

Ortalık biraz sakinleşti. Az önce girişinde vurulduğum sokaktan aşağıya doğru ilerliyorum. Sağda bir binanın girişinde bir berber dükkanı var. İçeride de Ulusal Kanal'dan kamereman Bülent Ünal ağabey. Doğru yanına gittim. O zaman fark ettim gaz bombası kapsülünün bacağımın neresine isabet ettiğini. Ama vücudum sıcak ve çok da etkilenmedim. Hatta Bülent ağabeyle dalga geçip, güldük bu duruma. Hani, "Hamama giren terler, abartmayalım" vaziyeti. Bülent ağabey daha tecrübeli. "Elini sürme" dedi. Pantolonumdaki toz için. Ama zaman geçtikçe bacağımın sızısı arttı. Ağrısı arttı. Tamam artık. Yeterince fotoğraf çektim ve tarihe tanıklık ettim... Hem yarın erken kalkacağım. Berkin Elvan'ın cenazesi var. Fotoğraf çekmeye Okmeydanı'na gideceğim.

Eve dönme zamanı...



Fotoğraf: Yalçın Çakır - Berkin Elvan Öldü; Eylem, müdahale - 11 Mart 2014

Daha fazlasını görmek isterseniz: Fotoğraf Haberleri

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme