30 Haziran 2016 Perşembe

| Yurt dışına gideceklere tavsiyeler 1

Yurtdışına gideceklere önemli tavsiyeler - 1



Fotoğraf: Yalçın Çakır - Sen Irmağı - Paris - Fransa - Şubat 2016


Yazarın web sitesi: Fotoğraf Haberleri | Fotoğraf


Pasaport başvurusu

Pasaport işlemleri için internetten randevu almaya karar verdiğimde geçmiş yıllarda yaptığım televizyon programları nedeniyle yargılandığım onca dava nedeniyle endişeliydim. Acaba? Acaba hakkımda bir gözaltı ya da yakalama kararı var mıdır?.. Açık söylemek gerekirse online pasaport başvuru sistemi tıkır tıkır çalışıyor. Web sitesi arayüzü güzel tasarllanmıış. Kaybolmadan, beklemeden randevunuzu alıyorsunuz. Tam bir hafta sonrasına seçtiğim emniyet müdürlüğüne randevu verdi sistem. Gecikmeden pasaporta uyarlı fotoğraf çektirdim. Pasaport harcını ve pasaport ücretini içim acıya acıya bankaya yatırıp ıslak imzalı makbuzlarımı da alıp beklemeye başladım.

Ve sonunda randevu günüm geldi çattı. Lapa lapa kar yağan bir İstanbul sabahında İstiklal Caddesi'nin Taksim girişinde Fransız Konsolosluğu'nu geçince 2. sağ sokağa girip Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü Pasaport Şube Müdürlüğü'ne ulaştım. Çok erken saate randevu aldığım için ortalık boştu. Aklımda o soru memura yaklaştım.

"Acaba aranmam var mıdır?.."

Evraklarımı uzatıp geliş sebebimi söyledikten sonra polis memuru bilgisayar ekranından bir iki işlem yaptı. Masanın üzerinde bulunan parmak izi alma cihazına el parmaklarımı tek tek ve bir arada yerleştirtti. İşlem 5 dakika içinde bitmişti. İşlemleri yapan memurun gözünün içine bakıyordum;

"Var mı bir sorun?.."

Sesim çıkmıyordu ama ne dediğim bakışlarıma yansımıştı sanırım.

"Hayırlı olsun Yalçın bey... Yan bankodaki arkadaşa vereceksiniz evraklarınızı..."

Ohh... Rahatlamıştım. Geçtim yan bankoya. Zarfı uzattım. Ancak evrakları alan memur önce tek tek inceledi ardından önündeki ekranı inceledi ve yüzünü buruşturdu.

"Olmaz..."

Anlamadım? Ne olmaz?..

Fotoğraf: Yalçın Çakır - Sen Irmağı - Paris - Fransa - Şubat 2016

Nüfus cüzdanı yeni mi?

Nüfus cüzdanımı bana geri uzatıp şöyle bir yüzüme baktı... Al buyur. Sahurda yediğin hurmalar iftarda mideni tırmalar vaziyeti elim telefonuma gitti. Tamam bitti. Televizyondan o kadar atıp tutup, en aykırı içeriklere imza atar mısın? Olacağı budur işte. Telefonu çıkartıp avukatımı arayacağım. Memura doğru bankodan uzandım...

"Hayırdır. Bir sorun mu var?.."

Sesim bir garip çıkmıştı. Yutkundum bir kez daha sordum;

"Bir sorun mu var?.."

"Var" dedi memur.

"Var ama hemen çözersiniz. Evraklarınız biz de kalsın... Siz gidin nüfus cüzdanınızı değiştirin. Bu eskimiş..."

Haydaa... Ayakkabı mı bu abi, eskiyecek!.. Nereden baksanız 30 yıllık nüfus cüzdanı. O değil ben eskidim üstelik... Ama memur nazikçe gülümsedi ve ekledi;

"İstiklal Caddesi'ne çıkın. Galatasaray'a doğru giderken solda kaymakamlık var. 2. katında da Nüfus Müdürlüğü var. Değiştirin gelin hemen..."

Kafa kağıdımı kaptığım gibi fırladım. Şansıma nüfus müdürlüğü de boştu. 10 TL'yi bayıldım, fotoğrafları ve eski kimliği teslim ettim. 10 dakika sürmedi ve yeni nüfus cüzdanımla koşa koşa pasaport şubeye döndüm. Suratımda bir karış gülücükle uzattım pırıl pırıl nüfus cüzdanımı. Fotokopisini çekip bana geri verdiler. Ardından en önemli kısıma geldi sıra; Adres... Pasaport kurye ile adrese teslim edilecekmiş. Bu nedenle adres önemli. Televizyonun adresini yazdırıp sordum;

"Ne kadar zamanda gelir?.."

"En geç 1 hafta içinde adresinize ulaşır..."



Fotoğraf: Yalçın Çakır - Eyfel Kulesi - Paris - Fransa - Şubat 2016

Eksiksiz vize başvurusu

Ama oda ne? Bir hafta yerine daha 3. günde kurye gelmiş pasaportumu teslim aldım. Peşinden vize işlemleri. İstanbul Harbiye'de bir yer. Kapının önü tıklım tıklım. İçerisi de hayli kalabalık. Banka usulü numara alıp bekleyeceksiniz. Ama beklemem 5 dakika bile sürmüyor. Evrakları teslim edip Euro'ları yatırıyorum. Ardından bir kabine yönlendirilip tekrar parmak izlerim alınıyor ve fotoğrafım çekiliyor. Bitti mi? Bitti... Ne kadar zamanda sonuç alırız?

"3-5 güne kalmaz haber gelir"

Bakalım Fransa bana vize verecek mi? Ben geyik olsun diye "Alırsam Şengen. Alamazsam Gam Gam dansı" diyorum. Kapının önünde sohbet ettiğimiz vatandaşlar bana moral veriyor;

"Şengen kolay değil Yalçın abi... Hem malum ortalık karışık... Çok ümitlenme abiii!.."

Bekliyorum... Daha doğrusu bekleyeceğim. Başka çaresi yok. Hani Fransa'yı arayıp yetkililere, "Ben Yalçın abi... Hani şu Flash TV'deki Yalçın Abi. Şu vizeyi halledemez miyiz!.." desem olur mu acaba? Tanımazlarsa, "Girin Youtub'a bakın mı desem?" Olmadı, "Google'da adımı yazın" diye mi önersem? Ama olmaz, arayamam... Herkesin derdine, sorununa koşan ben, Yalçın Abi, 35 yıllık meslek hayatımda kendim için daha hiç kimseden hiç birşey talep etmemişim... Kuyruk olan bir yerde görevlinin davetine rağmen kuyruğa girip sıramı bekleyen ben Fransızları arayıp torpil isteyeceğim :)) Olmaz... Yapamam... En iyisi beklemek...



Günlerden Perşembe. Hafta sonunu çıkartırsak gelecek haftanın ortasını bulur. iyi de acelen ne? Acelem yaptığım işten kaynaklı. Flash TV'de ana haber bültenini sunuyorum. Öyle ha deyince çekip gidemezsiniz. Vize kesinleşsin ki sıra izin konusuna gelsin. Pazartesi oldu ses yok. Salı günü saat 16:00 civarı. Bugünde ses yok derken cep telefonum çaldı.

"Yalçın bey merhabalar. Vizeniz çıktı. Pasaportunuzu alabilirsiniiz..."

Hobaaa... Hemen gidip pasaportumu alıyorum. İlk iş içine bakmak. Babalar gibi vize pulu yapıştırılmış sayfaya. Üstelik şengen.. Ya da yazıldığı şekliyle, "Etats Schengen..."

Valizler, çantalar ve içindekiler!..

Ve televizyondan izini alıp pasaportumu benim bu gezideki rehberim olacak kızıma teslim ediyorum. Sonra mı? Sonrası uçağa bineceğimiz 6 Şubat 2016 tarihine kadar her akşam Fransa araştırması. Özellikle fotoğrafları inceliyorum. Işık. Işığın açıları, saate göre dağılımı. Kim ne çekmiş? Nereden çekmiş? Hangi açıdan çekmiş? Hangi ekipmanları ve objektifleri kulllanmış?

6 Şubat Cumartesi sabahı erkenden Atatürk Havalimanı'ndayız. Kızım çok tecrübeli olduğu için beni yanıma neleri alıp, neleri almayacağım, kabin bagajına neleri koymayacağım konusunda uyarmıştı. Aynen uyguladım. Aksi takdirde havalimanında çantanızdaki pek çok kural dışı eşyayı çıkartıp hemen yandaki çöp poşetine atmak zorunda kalıyorsunuz.

Şimdi burada dikkat. Kabiniçi ve kabin altı bagaj kurallarını dikkatle inceleyin. Unutmayın kuralllar sık sık değişebiliyor. Bu nedenle yola çıkmadan bakın. İşte bağlantı;

Uçak bagaj kuralları

Genel Bagaj kuralları için tıklayın → Bagaj Kuralları

Kabin bagajı ölçüleri ve ağırlığı çok önemli. Benim gibi profesyonel biir fotoğraf setiyle yola çıkacaksınız iyice araştırın ki sırt çantanız kural dışı ölçülerde ve ağırlıkta olmasın. Kesinlikle kabul edilmiyor. Unutmadan, illaki de taşınabilir bilgisayarı sırt çantanıza sığdırıp kiloyu artırmayın. Kabin içine bir sırt bir de el bagajı alabiliyorsunuz. Daha detaylı bilgi için aşağıdakii bağlantıya tıklayın lütfen.


Yola çıkmadan araştırdım. Aradım, sordum. Daha önce yurtdışına giden gazeteci dostlarımla konuştum. Ve fotoğraf çantamı buna göre dizayn ettim. Ve tarttım. Kabiniçi çantanın Economy Class'da 8 kiloyu geçmemesi gerekiyor. Business Class'da 2 katı. Yukarıdaki grafiği incelerseniz orada da bu bilgiler var. İşte kabin içine (yanıma) aldığım 2 çanta ve içindekiler;

Sırt Çantam;

Canon 5D Mark ii body+Grip / Sigma 12-24 mm lens / Canon 28-70 mm Lens / Canon 70-200 mm lens / Canon 85 mm lens / Canon Spedlite 600 EX RT Flash / 2 body battery (Lithium Ion) / 4 flash battery (Lithium Ion) / 1+1 CF Kart / Memory Card Readers

Omuz Çantam;

15" Laptop / Şarj - power ünitesi / Mouse / Turkcell Vınn / Cep telefonu + Şarj ünitesi

Aman pulu unutmayın!..



Kızımın dediklerini iyi ki de uygulamışım ki hiç beklemeden kontrollerden geçip pul almaya gidiyoruz. Efendim hatıra pulu değil. Nedenini bir türlü anlayamadığım pasaport pulu diye tanımladığım 2 pulu paraları bayılıp alıyoruz. Beklerken bir hesap yapıyorum, devlete neler ödemişiz diye;

- Pasaport harcı (Yıla göre artıyor)

- Pasaport defter parası

- Nüfus cüzdanı yenileme parası

- Havalimanında pul

Atlas Global'le (Atlas Jet) gidip Türk Hava Yolları (THY) ile döneceğiz. Artık uçağa binme zamanı. Rötar da yok. Uçağın kapısında ilk selfiemi çekiyorum.

Fransa'ya giriş onayı

Uçak neredeyse boş. Kızım cam kenarını bana bırakıyor. Hadi bakalım. Hayırlı yolculuklar. İstikamet, Fransa, Paris, Charles De Gaulle Havaalanı. Yolculuk 3.5 saat sürecek. Uçak kabin görevlileri tanıyorlar. Hatıra fotoğrafı çekiliyoruz. İkramlar da mükemmel. Uçak da pırıl pırı temizlenmiş. Uçakta en çok dikkat ettiğim şey dergi ve açılır sehpa. Onlarce el değiyor ve o nedenle hijyen olmuyor. Ama dergiler yeni ve poşet içinde. Sehpalar da tertemiz. Çok iyi... Afferim Atlas Global'a... Yolculuk sorunsuz sürüyor. Kızım arada uyuklarken ben Atlas Global'in dergisini karıştırıyorum. Ve tam saatinde Charles De Gaulle Havaalanı'na iniyoruz. Kabin görevlileriyle vedalaşıp otobüse biniyoruz. Kızım beni uyarıyor.

"Havalimanından giriş yaparken acele etme. Sıranı bekle. Görevli birşey sorarsa ben yanında olacağım merak etme..."



Ve sıraya giriyoruz. Ancak hepsi topu en fazla 30 kişiyiz. Kırmızı çizgiye kadar gelip bekliyorum. Kızım benden sonra girecek pasaport kontrolüne. Bir sorun çıkarsa bana yardım edebilmek için geride kalıyor. Burası küçük bir salon. 4 tane kulübe var. İkisinde görevli var. Sırası gelen geçip pasaportunu veriyor. Çocuklu bir adamı bekletiyorlar. Sonra bir görevli gelip o adamla çocuğunu alıp gidiyor. Yola çıkmadan kızım anlatmıştı.

"Görevliler girişini onaylamayıp geri gönderebilirler..."

"Nasıl yani? Vizem olduğu halde mi?"

"Evet..."

İster misin şimdi beni de göndersinler geriye... O sırada sıra bana geliyor. Hiç konuşmadan pasaportumu uzatıyorum. Zaten konuşamam da; Fransızca blmiyorum...Görevli önce yüzüme sonra da pasaporta bakıp mühürü basıp geri veriyor. Kulübenin yanından büyük salona geçiyorum. İşte Fransa'dayım...

Kente nasıl ulaşacaksınız?

Yolcu sayısı az olduğu için valizleri fazla beklemiyoruz. Havaalanından çıkıp sağa doğru dönüp 2 dakikalık bir yürüyüşle metroya ulaşıyoruz. Şimdi burası çok önemli; Metro. Yani Paris'in hemen her yerine ulaşabilleceğiniz toplu taşıma aracı. İyi de jeton mu, bilet mi, haftalık ulaşım kartı mı? Ve gideceğiniz yeri nasıl bulacaksınız. Benim şansıma yanımda Fransa konusunda hayli tecrübeli olan kızımın bulunması. Böyle bir şansı olmayanlar için neler yapılacağını anlatayım...

Metronun girişinde bilet ve kart alabileceğiniz makineler var. Dokunmatik ekranlı ve dil seçenekli ama Türkçe yok. Ortada kocaman bir metal merdane var. Onu döndürerek kaç bilet alacağınızı, yaş seçeneğini seçip her defasında yandaki yeşil ışıklı düğmeye basarak onaylıyorsunuz. Ardından çipli kredi ya da bankamatik kartınızı yerleştirip bileti aşağıdaki hazneden alıyorsunuz.



Bankanızla mutlaka görüşün

Dikkat kartın çipli olması şart. Üzerinde çip bulunmayan kartlar geçersiz. Tabii bir de Türkiye'den ayrılmadan bankanızla görüşüp kartınızı yurtdışı kullanıma açtırın. Yoksa belli bir limite kadar harcama yaptıktan sonra kartınız ister kredili olsun isterse sadece bankamatik fark etmiyor, harcamaya kapatılıyor.

Sıra geldi gideceğiniz yönü ve yeri bulmaya. Panik yok. Tüm metro istasyonlarının girişinde, içinde, bilet bölümünde grafikler var. Her hat farklı bir renkle gösterlmiş. İneceğiniz istasyon adını bulun, kısaltmasına bakın sonra o istasyona giden hattın rengine bakın. Ardından istasyon içindeki tabelaları takip ederek rengi ve hat kısaltmasını takip edip perona geçin. Ve vagonda hem anonsları hem de kapı üstlerindeki istasyon adlarını izleyin. Hepsi bu. Bir örnek;



Gideceğiniz yer varsayalım ki Gare de l'Est. Yukarıdaki planda daire içiinde olan yer. Oraya giden hat turuncu. Ve yine varsayalım ki siz haritanın en alltındaki Orly yazan (Uçak ikonu var) noktadasınız. Ne yapacaksınız? Önce sarı hatta binip Antony istasyonunda inip mavi hatta geçeceksiniz. Buradan mavi hattan gelen metroya binip Chatelet'de ineceksiniz. Oradan mor hahta geçip Gare de l'Est istasyonuna ulaşacaksınız. Bunu bir kaç denemeyle öğrenebilirsiniz. Elinizde harita ya da cep telefonunuzda uygulama yüklü olduğu sürece kaybolsanız da eninde sonunda nihai hedefiinize ulaşabiiliyorsunuz. Paris metrosunda telefonlar çalışıyor. İstanbul gibi değil...

Unutmadan 1, Paris'de mertodan tamamen dışarıya (Yüzeye) çıkmadığınız sürece tek biletle istediğiniz kadar aktarma yapabiliyorsunuz.

Unutmadan 2, Kalacağınız yerin adını haritada daire iiçine alarak çizin ve otel ya da ev adresini haritaya yazın. En kötü ihtimal haritayı görevliye göstererek yol bulabiiliyorsunuz. Denedim :)

Devamı diğer sayfada...

Daha fazlası için TIKLAYIN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme