30 Haziran 2016 Perşembe

| Göçmenlerin Dramı 1

Yaralı yürekler


Yazarın web sitesi: Fotoğraf Haberleri


Kapıları, sınırları açtık... Tel örgüleri kaldırdık... Savaştan, bombadan, katliamdan, tecavüzden, haremlerden, kölelikten kaçanlar akın akın Türkiye'ye geldi. Sayı arttı, arttı, arttı... Sonunda kamplar doldu, taştı, sel oldu... Sel tayfuna döndü, tayfun tsunami gibi sınırları ve sinirleri dövdü. Döve döve bebeleri aldı, anaları aldı, babaları aldı savaşsız topraklarda!..

Ama ençok da çocukları aldı gözlerimizin önünden. Kiminin canını kiminin usunu, tümünün de geleceğini... Geriye kalan kuşaklar boyu sürecek bir acının, şiddetin, korkunun kazındığı bebe beyinler...

Ençok onlar yaralandı...

Ençok onları yitirdik canlı canlı...

Ençok onlara acıdık çekirdek çıtlartırken ekranların karşısında...

Taaa ki, Aylan Bebek fotoğrafı çekilene kadar..

Hem savaşın korkunç yüzünü hem de egemen güçlerin ikiyüzlülüğünü ortaya koydu Aylan Bebek fotoğrafı. Tek bir karenin, fotoğrafın gücünü daha iyi ne ispatlayabilirdi?

"O anı, tarihin usuna kaydetmektir fotoğraf" derim genç meslekdaşlarıma. Aylan Bebek fotoğrafı sayesinde emperyalizmin, faşizmin, diktatörlüğün ve savaşın korkunç yüzü de silinmeyecek şekilde kazındı tarihin usuna.

Benim hikayemse karada boğulan Aylan'laradır...



Fotoğraf: Yalçın Çakır - Edirne - Göçmenler - 19 Eylül 2015

Adiloş Bebem

...

Bunlar,
Engerekler ve çıyanlardır,
Bunlar,
Aşımıza, ekmeğimize
Göz koyanlardır,
Tanı bunları,
Tanı da büyü...

...
Ahmet Arif


Fotoğraf: Yalçın Çakır - Edirne - Göçmenler - 19 Eylül 2015

Gözyaşınız içinize aktı mı hiç?

Televizyonda haberleri sunduktan sonra attım ortaya karışık beynimi İstiklal Caddesi'ne. Yürüdükçe onlar taklıyor ayaklarıma. Mahşeri kalabalıkta geçip giderken yanlarından çoğunun farkına bile varmadığı, varanların da keyfini bozmadığı mini mini bebeler...

Adiloş Bebeler... Suriyeli Bebeler... Buz gibi parke taşlarını çıplak bedenleriyle ısıtan bebeler... Onlar Suriyeli bebeler. Bilmedikleri, anlamadıkları, anlayamayacakları nedenlerle evlerinden, bahçelerinden, arkadaşlarından, okullarından ve oyuncaklarından kopartılmış bebeler onlar.

Pislik içinde, kire bulanmış ayakları, herşeye rağmen masum masum bakan gözleriyle İstiklal Caddesi'nin "yeni" dilencileri, insanlığın yüzkarası Suriyeli bebeler.

İçim acıyor.

Bir kaç kare fotoğraflarını çekiyorum, sırf belgelemek için. Farkında olmadan Taksim'e ulaşmışım bile. Gerçekten de farkında olmadan Gümüşsuyu'na ilerliyor bedenim. Kendime otobüs firması yazıhanelerinin önünde geliyorum.

Edirne'ye gideceğim.



Fotoğraf: Yalçın Çakır - İstanbul - Göçmenler - 18 Eylül 2015

Gözyaşları buhar oldu

Neden Edirne?

Dalga dalga Türkiye'ye gelen savaştan kaçanlar Avrupa'ya ulaşabilmek için Edirne'ye yürüyor. Aslında fena halde hastayım. Grip. Yarın da izin günüm. İşim ne Edirne'de? Git evine yat. Oğlum manyak mısın sen? Hem şartlarında pek müsait değil. Harcama paranı...

Yazıhanenin önündeyim. Girdim içeri.

"Yarın sabah en erken Edirne otobüsü kaçta?"

"Türk müsün?"

"Anlamadım?"

"Yani abiii... Suriyelilere bilet satmıyoruz. Yasak."

"Ne yasağı be kardeşim?"

"Valilik yasakladı abi. Edirne'ye sadece Türklere bilet var..."

Görevli konuşmanın içeriğinin saçmalığını anlamış olacak ki susuyor.

"Sabah 7'ye bilet keseyim mi?"

"Kes..."

Verdim parayı aldım bileti.



Fotoğraf: Yalçın Çakır - Edirne - Göçmenler - 19 Eylül 2015

Sabah saat 05:00. Esenler Otogarı'na ancak taksiyle gidebilirim. Metro saat 06:00'da işlemeye başlıyor. Beklersem yetişemem. Edirne bilet parası kadar parayı bayılıp biniyorum taksiye. Ne kadar lens varsa aldım. Bir de body. Hadi bakalım. Otobüs firmasının yazıhanesini bulup başlıyorum beklemeye. Alışkanlık ya çevreyi gözlemliyorum.

1.5 saatlik bekleme süremde en az 30-40 kişi gelip Edirne'ye bilet soruyor. Aralarında yalvaranlar, ağlayanlar var. Hepsi de sığınmacı. Ama yok. Asla ve kesinlikle bilet satmıyorlar Türk olmayanlara. Hale bak...

"Yassah gardaşım..."

Türkçe bilen bir tanesine sokulup soruyorum;

"Ne yapacaksın Edirne'de?"

"Avrupa'ya gideceğim. Sınırı açacaklarmış... Biletini bana satar mısın?"

"Yok kardeş. Ben Çorlu'ya gidiyorum..."

"Olur... Kaç lira?.."



Fotoğraf: Yalçın Çakır - Edirne - Göçmenler - 19 Eylül 2015

Open Border...

Edirne'ye ayak bastım. İyi de nerede bunlar? Nasıl bulacağım? Savaştan kaçıp Avrupa'ya ulaşma umudunda olanlara ben nasıl ulaşacağım? Çıkartıp cep telefonumu bir kare selfie çekiyorum. Ve sosyal ağlarda paylaşıyorum fotoğrafla mesajımı.

"Edirne'deyim..."

5 dakika geçmiyor telefonum çalıyor. Arayan, → Avni Kantan. Çok değer verdiğim dostum, kardeşim serbest haber fotoğrafcısı. Ne badireler atlattık aynı cephelerde onunla... Gazdan, taştan, mermilerden kaçtık. Soluk soluğa selamlaştık çoğu zaman.

"Abi naber?"

"İyiyim Avnim... Sen nasılsın?"

"Edirne'deyim Yalçın abi. Kırkpınar Er Meydanı'na gel hemen. Bekliyorum seni."

"Tamam kardeşim. Geliyorum..."

Sordum, soruşturdum ve şehiriçi otobüslerin yerini bulup bindim otobüse. Şoför beni bir sapakta indirdi.

"Şuradan sağa doğru yürüyün. Karşınıza bir köprü gelecek. Onu geçin, oradasınız..."

10 dakikalık bir yürüyüş. Sağım, solum Günebakan (Çekirdek) tarlası. Sarı, beyaz acayip kareler. Fotoğraflarını çekmek istiyorum ama ya Avni'yi kaçırırsam. Acele ediyorum. Ve adrese ulaştım. Acayip bir kalabalık ve kargaşa.


Yağlı güreş alanında, yiğitlerin güreştiği her yer savaşla güreşenlerle dolu. Avni koşarak ve de adımı bağırarak yanıma geliyor. Sarılıp, kucaklaşıyoruz. Beni arkadaşlarının yanına götürüyor.

"Vayy Yalçın abi..."

Çocukların hepsi serbest haber fotoğrafcısı. Ve Türkiye'nin ya da dünyanın önemli haber fotoğraf ajanslarına çalışıyorlar.



"Arkadaşlar Edirne'ye yürüyenler nerede? Polis yollarını kesmiş.."

"Abi gideceğiz birazdan yanlarına. Buraya çok uzak. Bizimle gel. Arabada yer var."

"Sağolun. Var olun..."

Ben izin alıp başlıyorum er meydanını gezmeye. Karşıma 2 çocuk geçiyor. Fotoğraf makinemi işaret edip parmaklarıyla deklanşöre basar gibi yapıyorlar. Fotoğraflarını çekmemi istiyorlar ve tişörtlerini çıkartıp poz veriyorlar. Göğüslerine kalemle yazı yazılmış.

"Open Border..."



Fotoğraf: Yalçın Çakır - Edirne - Göçmenler - 19 Eylül 2015

Fotoğraf Haberleri: Fotoğrafa dair her şey için

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme