7 Temmuz 2016 Perşembe

Gezi Parkı'nda fotoğrafçı olmak - 3

Gezi Parkı'nda fotoğrafçı olmak - 3

Maskeyi aldım sonunda

Televizyonu aradım Teknik Müdür ve İzleyici Temsilcisi Hadi Karaoğlu'nu bağlatıp muhabir ve kameramanlara nereden gaz maskesi aldıklarını sordum. Onun yönlendirdiği kamereman arkadaşım Şehsuar Yağız'la konuşup Karaköy'e indim. Normalde 100 - 120 lira arasında satılan tam yüz korumalı maskeler 200-300, olaylar çıkmadan 40-50 liraya satılan yarım yüz maskeler 90-100 liraya satılmaya başlanmıştı. Araya, sora bu işi profesyonel olarak yapan firmaya ulaştım. 165 TL verip bir tam yüz maskesi ve ucuna takılan profesyonel gaz filtresi aldım. Artık tam teşekküllüydüm. Gaza gelmeden gaza girip daha farklı fotoğraflar çekip gözlem yapabilecektim.

Tekrar Taksim’e dönmek için Karaköy'den tarihi metroye binip Tünel'e ulaştım. Elimdeki gaz maskesiyle bir başka gözüküyordum herhalde. İnsanlar önce bir bakıp sonra uzaklaşıyorlardı. Taksim’e geldiğimde onlarca polis otobüsü eklenmişti manzaraya. Ve içlerinde uyuklayan, oturan yüzlerce polis. Anıtın sol tarafında çiçekçilerin olduğu yerin dibinde de çok sayıda polis bekliyordu. Ayrıca 2 tane daha TOMA eklenmişti, sabahki TOMA'lara. Gezi Parkı merdivenlerinden çıkarken kalkanlarını önlerine koymuş ayakta nöbet tutar gibi duran polislerin arasından geçip parka girdim.

Parkın içinde polis yoktu ama üst tarafta bankların olduğu yerde volta atan, banklarda oturmuş telefonla konuşan çevik kuvvet polisleri de gördüm. Sanki birkaç saat önce burada büyük bir operasyon yaşanmamıştı. Müdahaleyi duyanlar, okuldan, işten çıkanlar da parka akın etmeye başlamıştı. Eylemciler de kendi hallerinde çadırlarını yeniden kurmaya, yaralarını sarmaya başlamıştı.

Ulusal Kanal haber kameramanı Bülent Ünal’ı gördüm. Sabah düşmüş kafası patlamıştı müdahaleler sırasında. Kafasının bir yanında kulağının üstü sargı bezleriyle sarılmış, kan dışarı sızmıştı. O halde çekim yapmaya devam ediyordu.

Çok izlenen haber kanalları gelişmeleri yayınlamıyordu ama sosyal medya aracılığıyla her olay anında duyuruluyor, yayılıyordu. Ve akşam olduğunda parka gelenlerin sayısı da iyice arttı. Çadır sayısı da eylemcilerle birlikte çoğalmıştı. Şarkılar, türküler, sloganların arasında gece oldu. Sonra CHP'den Gürsel Tekin geldi. Parktaki insanlarla dertleşti.

O anlarda Gezi Parkı'nda ne bir örgüt bayrağı vardı ne de örgüt adı yazılı pankart ya da afiş... Gündüz olan olaylardan sonra giderek kalabalıklaşan eylemciler, parktaki nöbeti devam ettirdi. Gecelemek için çadırlar kuruldu.

Televizyona saat 23:00 sıralarında döndüğümüzde eski Bakan Ertuğrul Günay’ın operasyonlara tepki gösteren açıklamaları düştü ajanslardan;

"Fethin yıldönümünde Istanbul'da AVM yapmak için 75 yıllık ağaçları kesmeye kalkanlar, ne Fatih Sultan'ı anlamışlar, ne de Yaradan'ın emrini!"



Fotoğraf: Yalçın Çakır - Taksim, Gezi Parkı 31 Mayıs 2013

Açıklamalar

Gelişmeleri kontrol etmeye başladım. Ben Gezi parkı'ndayken neler olmuştu gözümüzden kaçan?

Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği üyeleri ayrıca İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'na dilekçeyle başvurarak yapılan çalışmanın yasa dışı olduğu yönünde şikayette bulunmuştu.
Gezi Parkı'nda dün gece yarısı başlayan ve hala devam eden yıkım gerginliği özellikle sosyal medyadaki tepkilerin de etkisiyle çığ gibi büyümüştü. Twitter ve Facebook'ta; #GeziParkıİçinTaksime etiketiyle kampanya başlatılmıştı. Mesaj üstüne mesaj yağıyordu.

İşte o tweetlerden bazıları;

Sırrı Süreyya Önder: Gezi Parkı'ndaki yıkımı kepçenin önünde durarak durdurduk. Herkes gelirse yıkamazlar. Özel şirket elemanlarınıza zabıta yeleği giydirmişler. Neo liberal sistemin özeti budur.

Ahmet Hakan: Canımız biber gazı çekti... Gezi Parkı'nda eylem varmış, gidelim bari...

LDP Lideri Cem Toker: Gezi Parkı, Taksim Meydanı, Beşiktaş İskelesi...40 yıllık liberalim böyle talan görmedim...

Mehveş Evin: Hepimiz ağlıyoruz #gezideağacnobeti çünkü yıkıyorlar. Oturduğunuz yerden tweet atmayın. Koruyacaksanız yeriniz burası #GeziParkıİçinTaksime.

Barbaros Şansal: ACİL PAYLAŞ! Taksim ve civarı sağduyulu yurttaşlara; Doğru GEZİ Parkı'na. İş makineleri ve kepçeler Divan Oteli yönünden parkı katlediyor.

Harun Tekin: Teker teker her bir medeniyet kaybına direnmek, AVM manyaklığına ve doğa katliamlarına karşı kenti ve hayatı savunmak İstanbul'a borcumuz.

Ahmet Ümit: #GeziParkıİçinTaksime sadece o güzelim çınarları korumak için değil, çocuklarımızın hayatını korumak için.

Ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi yazılı bir basın açıklaması göndermişti medya kuruluşlarının fakslarına;

"Cumhuriyet Caddesi üzerinde, Tarlabaşı-Harbiye yönünde 400 metre, Harbiye-Tarlabaşı yönünde ise 320 metre uzunluğunda, tek tünel olarak inşa edilen Tünel/Altgeçidin; tüm kazı çalışmaları, fore kazık ve tabliye imalatı tamamlandı. Çalışma alanındaki, (İGDAŞ,İSKİ, TÜRK TELEKOM, BEDAŞ) gibi altyapı kurumlarına ait deplase çalışmaları da eş zamanlı olarak sonuçlandırıldı. Çalışma alanı dışında kalan bölgelerde yağmursuyu ve atık su imalatları tamamlanmak üzere. Altgeçit üstü, meydan kaplaması beton çalışmaları devam ediyor. Tünelin yapımının tamamlanmasının ardından, Taksim Cumhuriyet Anıtı etrafındaki araç trafiği, otobüs ve duraklar meydandan kaldırılacak. Gezi Parkı, AKM önü, Talimhane ve İstiklal Caddesi'ne yayalar trafik kesintisi olmadan ulaşabilecek. Araç altgeçidi, Tarlabaşı Bulvarı istikametinde mevcutta bulunan araç otoparkından, Divan Oteli önüne kadar devam edecek. Böylece Taksim, yaklaşık 100.000 m2 'lik yayalaşmış bir meydana kavuşmuş olacak."



Fotoğraf: Yalçın Çakır - Taksim, Gezi Parkı 31 Mayıs 2013

Kim nerede ne yapıyor?..

Bültenin hazırlığına koyulduk. Sabaha kadar tüm haberler revize edildi. TBMM grup toplantıları, Başbakan Erdoğan’ın, “2 ayyaş” açıklaması, CHP’lilerin buna tepkileri. Parka gündüz yapılan ilk polis müdahalesi, bir gece önceki yıkım girişimi ve engellenmesi. Ajanslardan da başlıklar halinde 29 Mayıs 2013 Çarşamba gününün rutin gündemi gelmişti. Yani, kim nerede ne yapıyor bilgileri. Bakalım, aynen aktarıyorum;

1- 3. Boğaz Köprüsü'nün temeli atılıyor. (İstanbul / 11:00)

2- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Okmeydanı Spor ve Eğitim Vakfı Spor Tesisleri'nin açılışı ile Fetih Kupası Ödül Töreni'ne katılacak. Programda Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı da yer alacak. (İstanbul/15.30)

3- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Sosyal Demokrat Belediyeler Proje ve Hizmet Fuarı"nı gezecek ve fuar açılışında konuşacak, partisinin MYK toplantısına başkanlık edecek Kılıçdaroğlu, muhtarlarla yemekte bir araya gelecek. (İstanbul/10.00-20.00)

4- Sayıştayın 151. kuruluş yıl dönümü Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, kuruluş yıl dönümü törenine katılacak.

5- Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, OECD Bakanlar Konseyi toplantısına katılacak. (Paris)

6- Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Bakanlık ve Türkiye Diyanet Vakfı arasında imzalanacak protokol töreni ile "Koruyucu Aile Paneli"ne katılacak.



Fotoğraf: Yalçın Çakır - Taksim, Gezi Parkı 31 Mayıs 2013

29 Mayıs 2013 Çarşamba…

Evet. Bugün İstanbul Boğazı’nın Sarıyer ilçesi Garipçe köyünde temel atma töreni vardı. Binlerce ağaç kesilecekti bu köprü inşaatı, yolları, bağlantıları için. Abartısız, binlerce ağaç.

Her sabah olduğu gibi hava aydınlanırken son bir ajans ve gazete kontrolü yapıp sakal tıraşı olmaya indim. Ancak daha yüzüm köpüklüyken yarım bırakmak zorunda kaldım. Ortalık 5 dakika içinde karışmıştı. Yapımcılar koşarak geldi.

“Abi parka müdahale var. Polis girdi.”

Ajansın başına geçtim. Görüntüler akıyordu. Polisler sabah saat 05:00 civarı parkta kalanlara müdahale etti. Çadırlar kaldırıldı, yakıldı. Ezildi, parçalandı. Müdahale çok sertti. İnsanlar uykuda yakalanmıştı gaza, copa ve kimyasal maddelere. 50’den fazla polis gazları, copları, plastik mermileriyle dalmıştı Gezi Parkı’na.

Eylemcilerden direnenler, slogan atanlar vardı. Parkın içinden alevler yükseliyordu. Eşyalarını almak için geri dönmek isteyenlere polis engel oluyor hatta dövüyordu eylemcileri. Direnenler coplanarak, sürüklenerek götürülüyordu. Yine sivil giysili insanlar vardı parkın içinde. Polis mi, zabıta mı, nedir belli olmayan siviller.

Polisin bu ilk “şafak baskını"ndan kaçanlar Taksim meydanı, Kazancı Yokuşu, İTÜ Taşkışla kavşağı, Harbiye ve Gümüşsuyu yönüne doğru koşuyordu. Polisler eylemcileri geri dönmemek üzere bezdirmeye, dağıtmaya kararlıydılar. Tek tek kovladılar kaçanları. Yakaladıklarını gözaltına aldılar.

Hemen görüntüleri yayına hazırladım. Biz televizyonculuk dilinde, DSF deriz buna. Yani Doğal Ses Fonda. Bu görüntünün üstünde herhangi bir iişlem yapılmadığı anlamına geliyor. Yaklaşık 4 dakikalık bir DSF hazırlamaya koyuldum. Ancak DSF'nin riski, görüntü ve seslerdeki riskler. Çok dikkatli taramanız gerekiyordu görüntüleri. İçinde küfür geçen konuşma, hakaret içeren kelime, sigara, reklam tabelası, kan, açık yara, silah, bıçak vb olmamalı, kaçmamalı. Yoksa RTÜK devreye giriyor. Ağır para cezaları geliyor ardından. Risk almamak için kendim hazırlıyordum bu tür görüntüleri. Zaten yeni ne haber varsa, ekip de kurgulasa izliyordum baştan sona.

Çocuklara talimat verdim bir yandan,

“3 G’yi alın, hazırlanın. Meydandan bağlantı yapacağız… Ben de yayından sonra yanınıza gelirim.”

Daha ilk görüntüleri rejiye gönderirken devamı geldi müdahalenin. Taksim Meydanı’nda, Gezi’deki polis baskınından kaçan bir genç, TOMA’nın üstüne yürüyüp taşların bile delik açamadığı demir yığınını yumruklayıp bağırıyordu;

“Faşistler. Katiller… Yuhhh… Gidin buradan.”

TOMA’dan basınçlı su sıkıldı o gence. Basınç o kadar yüksekti ki taklalar atarak yere düştü. Kafasının parke taşlı zemine vurduğu an çıkan o ses yankılanıyordu beynimin tüm kıvrımlarında. Olmadı… Böyle olmamalıydı. Öldüresiye bir müdahale ve elinde silahı bırakın taş bile olmayan insanlara bu kadar sert müdahale olmamalıydı. Ama olmuştu ve olmaya da devam ediyordu. Öyle gözüküyor ki devam da edecekti.

Her sabah olduğu gibi saat 06:00’da Yılmaz Tunca’yla telefon toplanyımızı yaptık. Yayın öncesi gündem değerlendirmesi toplantısı. Yayına girdiğimizde polisin ilk “Şafak Baskını” görüntüleriyle açtık Gerçek Gündem’i. Yayın sürerken Yılmaz Tunca, “Gezi olaylarının tartışmasız kahramanı Sırrı Süreyya Önder” demişti.



Fotoğraf: Yalçın Çakır - Taksim, Gezi Parkı 31 Mayıs 2013

AKP'nin gündemi

Bülteni bitirince kameralarımızla doğru Taksim'e gittik. Sırrı Süreyya Önder oradaydı yine. Eylemcilerin sayısı da, çadırların sayısı da artmıştı. Divan Otel karşısındaki çimenlik alandan parkın ortasındaki yunuslu havuza kadar büyümüştü eylemcilerin kapladığı alan. Afişlerin, dövizlerin sayısı da artmış. Mini bir revir de oluşturulmuştu. Seyyar satıcılar köfte, kahve, çay, su tezgahlarını kurmuş. En çok da maske satanlar var.

Bir ara TEMA'nın kamyoneti geldi. İçinden ağaçlar indirildi ve eylemcilerin desteğiyle dikilmeye başlandı. Sanki bir gün önce kırmızılı kadın fotoğrafının çekildiği, sanki daha bu sabah polisin darma duman ettiği müdahaleden geçmiş bir park değildi burası... Toparlanmıştı herkes. Büyük havuzun hemen aşağısındaki yamacı tutan kilitli taşların üzeri çeşitli gıda maddeleri ve içeceklerle dolmuştu. Akın akın insan geliyor ve buraya bırakıyordu yanlarında getirdiklerini.

Eylemcilerle konuştum. Bir müdahale beklemiyorlardı. Nedenini sorduğumda aldığım yanıt ilginçti;

"Bugün köprünün temelini atacaklar. Müdahale haberinin medyada 1. sıraya yükselmesini istemezler. Müdahale olursa da gece ya da sabaha karşı olur..."

Çıktım parktan, karşıda bir kafeteryada çay ve simitle açlığımı bastıracaktım. Bir kaç çevik kuvvet polisi de oturmuş çay içip sohbet ediyordu kendi aralarında. Selamlaştık. Duvara asılı televizyonda NTV açıktı. AKP Genel Başkan Yardımcısı ve parti sözcüsü Hüseyin Çelik, düzenlediği basın toplantısında Başbakan Erdoğan'ın TBMM'de söylediği ‘iki ayyaşın yaptığı kanun' şeklindeki nitelendirmesine açıklık getiriyordu.

“Tamamen sözün gelişi olarak söylenmiştir. A veya B devlet adamını kastederek söylenmiş bir söz değildir. Bunun altında derin manalar farklı isimler aramanın da bir anlamı yoktur. CHP'liler bundan da bir istismar konusu çıkarma gayreti içinde olabilirler. Bu tamamen sözün gelişi olarak söylenmiş bir ifadedir.”

İstanbul Boğazı'na inşa edilecek 3. köprünün yapımını da içeren ''Kuzey Marmara Otoyolu Projesi”nin temelleri, İstanbul'un fethinin 560. yıl dönümü olan 29 Mayıs 2013'de yani bugün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve çok sayıda bakanın da katıldığı törenle atıldı.

İstanbul Boğazı'na yapılacak 3. köprünün adı Yavuz Sultan Selim Köprüsü olacaktı. Yeni köprünün adını temel atma törenine katılan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül açıkladı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün eşi Hayrünnisa Gül ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, 3. köprünün temel atma törenine kol kola geldi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan konuşmasında sözü Gezi Parkı’na getirdi;



Fotoğraf: Yalçın Çakır - Taksim, Gezi Parkı 31 Mayıs 2013

Yazar: Yalçın Çakır

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme